Akciğerlerdeki Balgamı Ne Temizler? Bir Filozofun Nefes Üzerine Düşünceleri Bir Nefesin Ontolojisi: Varoluş ve Tıkanıklık Arasında İnsanın yaşamı, çoğu zaman nefes alıp verme eylemiyle başlar ve son bulur. Akciğer, varoluşun en derin metaforlarından biridir; çünkü her nefes, var olmanın sessiz bir teyididir. Ancak bir gün nefesin akışı bozulduğunda, yani balgam dediğimiz o yoğun madde akciğerlerde biriktiğinde, insan yalnızca fiziksel değil, ontolojik bir sıkışmışlık da yaşar. Ontolojik düzlemde balgam, varlığın kendi içindeki tortusudur. Düşüncelerin, duyguların, bastırılmış hislerin bir metaforu gibi… Beden, bir tür “varlık alanı”dır; onun içinde biriken her şey, tıpkı zihinde biriken düşünceler gibi, arınmayı bekler. Bu nedenle “akciğerlerdeki balgamı…
Yorum BırakKategori: Makaleler
10 Yıl Ne Denir? Zamanın Ekonomik Değeri Üzerine Bir Analiz Giriş: Zaman, Kıt Kaynakların En Değerlisi Bir ekonomist için kaynakların kıtlığı, düşünmenin başlangıç noktasıdır. Para, emek, doğal kaynaklar — hepsi sınırlıdır. Fakat belki de en kıt ve en eşit dağıtılmış kaynak zamandır. “10 yıl ne denir?” sorusu, gündelik dilde bir on yıllık dönemi anlatır; ancak ekonomik açıdan bu, fırsat maliyetinin, yatırım döngülerinin ve toplumsal dönüşümün ölçü birimidir. Zamanın bu ölçüsüne “dekad” denir. On yıl, bir bireyin çalışma hayatında, bir şirketin stratejisinde ya da bir ülkenin kalkınma planında geri dönüşlerin somutlaştığı bir dönemdir. Ekonomik Zaman Kavramı: On Yılın Hesabı Ekonomide zaman,…
Yorum BırakKanlı İshal Nasıl Kesilir? – Bir Hikâyeyle Sağlığın Yolculuğu Bazı hikâyeler vardır, sadece yaşananları değil; hayatın kırılma noktalarını da anlatır. Bugün sana anlatacağım hikâye tam da öyle… Sağlıkla, sabırla, empatiyle ve akılla örülmüş bir hikâye. Çünkü “kanlı ishal nasıl kesilir?” sorusu sadece bir tıbbi mesele değil; insan olmanın, sevdiklerini korumanın ve birlikte çözüm bulmanın da bir yolculuğu aslında. — Bir Sabah: Umut’un Sessiz Fırtınası Umut, 34 yaşında bir mühendis. Hayatını planla, stratejiyle yaşayan bir adam. İş toplantılarını dakika dakika planlar, evinde musluğun bile nasıl akacağını hesaplar. Ancak bir sabah, planladığı hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Çünkü bedeninden gelen o sinyal her…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Teşkilatçılığın Pedagojik Derinliği Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değildir; insanın düşünme, sorgulama ve birlikte üretme yeteneğini dönüştürme sürecidir. Bir eğitimci olarak her yeni öğrenme deneyimi, bana şunu hatırlatır: öğrenmek yalnız başına bir eylem değil, bir “örgütlenme” biçimidir. Zihnimiz, bilgiyi anlamlı hale getirmek için kendi içinde sürekli bir teşkilat kurar. Peki, bu bağlamda “teşkilatçılık” ne anlama gelir? Teşkilatçılık: Birlikte Öğrenmenin Bilinci Teşkilatçılık, bireylerin ortak bir amaç doğrultusunda bilgi, beceri ve enerjilerini organize etme yeteneğidir. Eğitimsel anlamda bu, öğrenmenin kolektif bir süreç olduğunu; bireyin topluluk içinde öğrenerek dönüşebileceğini ifade eder. Her öğrenci, bir teşkilatın parçası gibidir: bilgiye ulaşırken kendi…
Yorum BırakTavuğun Gurk Olması İçin Neler Yapılır? Güç, İtaat ve Toplumsal Düzen Üzerine Siyaset Bilimsel Bir Okuma Bir siyaset bilimci olarak, her doğa olayında toplumsal yapının izlerini görürüm. Bir tavuğun gurk olması, ilk bakışta biyolojik bir döngü gibi görünür; ancak bu davranışın ardında, doğadaki iktidar ilişkilerinin ve düzen kurma refleksinin küçük bir modeli yatar. Çünkü gurk olmak, yalnızca yumurtaya yatmak değil, bir düzenin kurulması, korunması ve sürdürülmesi demektir. İnsan toplumları da tıpkı kümesler gibidir: gücün nasıl paylaşıldığı, kimin koruyucu, kimin üretici rol üstlendiği, kimin dışlandığı ya da merkezde olduğu bu küçük örnek üzerinden okunabilir. İktidarın Doğası: Gurk Tavuk ve Politik Liderlik…
Yorum BırakBilginin, Etik’in ve Varlığın Kesişiminde: Recep Gürkan Nerenin Belediye Başkanı? Bir filozofun bakışıyla dünyaya yönelmek, görünenin ötesinde olanı sorgulamak demektir. Recep Gürkan’ın hangi şehrin belediye başkanı olduğu sorusu, ilk bakışta yalnızca bir bilgi talebi gibi görünür. Ancak bu basit soru, etik, epistemoloji ve ontoloji alanlarının kesiştiği derin bir düşünsel tartışmayı da içinde barındırır. Çünkü bir insanın “nerenin başkanı olduğu”, yalnızca bir coğrafi aidiyet değil, aynı zamanda bir varlık biçimidir — bir temsil ve sorumluluk biçimi. Epistemolojik Soru: Bilginin Kaynağı ve Gerçekliği Öncelikle şu basit ama derin sorudan yola çıkalım: “Recep Gürkan nerenin belediye başkanı?” Cevap, bilgi düzeyinde nettir — Edirne.…
Yorum BırakHangi Durumlarda Gusül Gerekir Erkek? Bir Ekonomik Perspektif Bir ekonomist olarak, insanların kararlarını ve davranışlarını analiz ederken genellikle sınırlı kaynaklarla en iyi sonucu elde etmeye yönelik stratejiler üzerinde düşünürüm. Kaynakların sınırlılığı, seçimlerin sonuçları ve bu sonuçların bireyler ve toplumlar üzerindeki etkileri, ekonominin temel meselelerindendir. Dini ve kültürel ritüeller de aslında bu ekonomik dinamikleri içerir; çünkü her eylem, kaynağın (zaman, enerji, dikkat gibi) nasıl dağıldığına dair bir tercihi yansıtır. Bu yazıda, “hangi durumlarda gusül gerekir erkek?” sorusunu, piyasa dinamikleri, bireysel kararlar ve toplumsal refah bağlamında analiz edeceğiz. Gusülün Ekonomik Değeri: Kaynakların Yönetimi Gusül, İslam’da bireyin manevi temizlik için yerine getirmesi gereken…
Yorum BırakGün Yüzü Görmemiş Küfürler Ne Demek? Dilin Karanlık Bahçesinde Bir Edebiyat Yürüyüşü Bir edebiyatçı olarak kelimelerin hem iyileştirici hem de yaralayıcı gücüne her zaman hayranlıkla bakarım. Dil, insanın hem sığınağı hem de silahıdır. Söz, bir hikâyeyi kurduğu kadar bir karakteri de yıkar. “Gün yüzü görmemiş küfürler” ifadesi bu anlamda dilin karanlık yüzünü tarif eder. Söylenmemiş, bastırılmış, gizlenmiş ama içimizde bir yerlerde yankılanan o yasaklı kelimeler… Bu yazı, edebiyatın içinden geçerek bu kavramın ardındaki dilsel, kültürel ve duygusal katmanları çözümlemeyi amaçlıyor. “Gün Yüzü Görmemiş”in Edebi Işığı Türkçede “gün yüzü görmemiş” ifadesi genellikle gizli, söylenmeye utanılan, toplum önünde dile getirilmeyen anlamına gelir.…
Yorum BırakMerhaba sevgili teknik meraklısı dostlar, bugün birlikte “Kamalı mil nedir?” sorusuna sadece bir makina tanımıyla değil; küresel mühendislik evreniyle yerel sanayi doku arasındaki bağı da hissettirerek yaklaşacağız. Çünkü bu terim yalnızca teknik kataloglarda değil, makinelerin kalbinde, üretimin damarlarında yaşıyor. Özet cevap: Kamalı mil, üzerine mil ekseni boyunca açılmış kam kanalları sayesinde torku makine elemanlarına güvenli ve kaymasız ileten özel bir şaft tipidir. Bir fabrikada çalışan işçi, bir tasarım mühendisi ya da makine meraklısı fark etmeksizin, “Kamalı mil” sözü kulağa teknik gelir. Ama bu küçük yapı parçası, global imalat zincirinden yerel atölyelere kadar pek çok sistemin sorunsuz çalışmasını sağlayan görünmez kahramandır.…
Yorum BırakGranül Nedir Yemek? Tarihin Sofrasından Günümüz Mutfaklarına Uzanan Bir Dönüşüm Bir tarihçi olarak sofralara bakmayı severim. Çünkü yemek, sadece karın doyurmakla ilgili değildir; aynı zamanda toplumların hafızasını, dönüşümünü ve kültürel evrimini de taşır. Bir mutfak terimi olarak granül kelimesi, ilk bakışta teknik bir ifade gibi görünse de, aslında modern dünyanın yemeğe bakışındaki derin bir dönüşümün ipucudur. Peki granül nedir yemek açısından? Basitçe söylemek gerekirse, granül; toz haline gelmemiş ama küçük taneler hâlinde işlenmiş, kurutulmuş veya sıkıştırılmış gıda parçacıklarıdır. Ancak tarihsel açıdan bu tanecikler, yalnızca bir mutfak malzemesi değil; endüstriyel çağın damakta bıraktığı izlerdir. Tarihin Başlangıcı: Tanelerin Uygarlığı İnsanoğlu tarımı keşfettiğinde,…
8 Yorum