İçeriğe geç

Gece hangi saatlerde olur ?

Gece Hangi Saatlerde Olur? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış

Gece, pek çoğumuz için dinlenmek, uyumak veya yalnız kalmak için ayrılan bir zaman dilimi. Ancak geceyi herkes aynı şekilde deneyimlemez. Gece saatlerinin anlamı, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlarla doğrudan bağlantılıdır. Gece, bazıları için bir kaçış yeri, bazıları içinse bir tehlike alanıdır. Bu yazıda, geceyi farklı grupların gözünden, sokakta, toplu taşımada ve işyerinde gözlemlediğim sahneler üzerinden inceleyeceğim.

Gece: Bir Toplumsal Yapı Olarak

Geceyi, biyolojik olarak tek bir zaman dilimi olarak görmek mümkündür; fakat toplumsal düzeyde, gece farklı anlamlar taşır. Gece saatlerinin sosyal algısı, hangi toplumsal gruptan olduğumuza göre değişir. Birçok insan için gece, sessizliği ve huzuru temsil ederken, bazıları için ise gece, tehlike, yalnızlık ya da kaygıyı simgeler.

İstanbul gibi büyük bir şehirde, geceyi herkes farklı şekilde yaşar. Sabah işe giderken, geceyi ve gündüzü birbirine bağlayan zaman diliminde toplu taşımada rastladığım yüzlerce insan, geceyi nasıl algıladığını bana gösteriyor. Gece, özellikle kadınlar için daha fazla endişe taşıyan bir zaman dilimi olabilir. Örneğin, gece geç saatlerde toplu taşımaya binmeye çalışan bir kadın, yalnızsa güvende hissetmeyebilir. Saat 23:00’de Kadıköy’den Beylikdüzü’ne giden bir otobüse bindiğinizde, genellikle kadınların ellerinde telefonları, etraflarını süzülen gözlerle, nasıl bir güvenlik aradığını görebilirsiniz.

İçimdeki insan diyor ki: “Gece, bazıları için çok daha tehlikeli olabilir. Kadınlar için gece, yalnızlık ve kaygıyı beraberinde getiren bir zaman dilimi. Her köşe başı, her gölge, bir tehdit olabilir.”

Toplumsal Cinsiyetin Gece Algısına Etkisi

Toplumsal cinsiyet, geceyi nasıl deneyimlediğimizi büyük ölçüde şekillendirir. Kadınların geceyi deneyimleme biçimi, genellikle erkeklerden daha farklıdır. Erkekler geceyi daha özgür bir şekilde deneyimleyebilirken, kadınlar bu özgürlüğü çoğu zaman güvenlik kaygıları nedeniyle kısıtlamak zorunda kalır. Sokakta yürürken, bir kadın gece geç saatlerde yalnız kaldığında, bazen kendini korkmuş hissedebilir. Düşünsenize, gece 01:00 civarında bir kadının, yalnız başına Kadıköy’de yürüdüğünü… Belki de etrafındaki kalabalıktan çok daha hızlı yürümek zorunda kalacak, ya da yol boyunca “beni kimse takip ediyor mu?” diye sıkça kontrol edecektir.

Bir erkek için, gece saati geç olsa da, genellikle sokakta yürümek daha güvenli bir deneyimdir. Güvenli hissetmek ya da hissetmemek, geceyi farklı şekilde yaşamak anlamına gelir. Erkekler için gece, daha çok sosyalleşme, eğlence ya da yalnızlıkla baş başa kalma zamanıdır. Ancak kadınlar, geceyi genellikle daha temkinli bir şekilde yaşar. Bu da toplumsal cinsiyetin, gece deneyimlerini nasıl şekillendirdiğine dair net bir örnektir.

İçimdeki mühendis diyor ki: “Gece saatlerinin güvenliği ve algısı, toplumsal yapılarla bağlantılıdır. Bir erkek için gece dışarıda olmak, kadınlara göre çok daha düşük risk taşır. Buradaki eşitsizlik, geceyi farklı deneyimlememize neden oluyor.”

Çeşitlilik ve Gece

Geceyi deneyimleme biçimi, toplumsal cinsiyetle birlikte, etnik kimlik, yaş, engellilik durumu gibi faktörlerle de değişir. Örneğin, gece sokakta yalnız yürüyen bir göçmen, kültürel ve dilsel engeller nedeniyle daha fazla risk altında olabilir. Bu kişi, toplumsal olarak daha savunmasız bir konumda olduğu için geceyi daha korku içinde geçirebilir. Toplumsal yapının dışladığı ya da daha az ayrıcalıklı konumda bulunan bireyler için gece, daha fazla yalnızlık ve tecrit duygusuna yol açabilir.

Aynı şekilde, yaşlı bireyler için gece, fiziksel olarak daha fazla engel oluşturabilir. Geceyi yaşamak, yaşla birlikte daha fazla tehlike arz eder. Yaşlı bireyler için geceyi yalnız geçirmek, hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha zorlayıcı olabilir.

Sokakta gördüğüm bir yaşlı amca, gece 22:00 civarında metroya binmeye çalışıyordu. Yavaşça yürüyordu ve her adımında zorluk çekiyordu. Ama onu bekleyen bir şey vardı; belki evine gitmek, belki de geceyi yalnız geçirmemek. O yaşta, geceyi yalnız geçirmek, daha fazla kaygı yaratıyordu.

İçimdeki insan diyor ki: “Yaşlı bir insanın geceyi yaşaması, bizim deneyimlediğimizden çok daha farklı. Fiziksel zorluklar, yalnızlık ve belirsizlik, geceyi onlar için çok daha karmaşık hale getiriyor.”

Sosyal Adalet ve Gece

Geceyi deneyimleme biçimindeki eşitsizlik, aslında sosyal adaletin bir yansımasıdır. Gece, daha ayrıcalıklı ve daha güvenli bir yer olabilirken, diğer gruplar için gece, sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir mücadele alanıdır. Geceyi özgürce, kaygısız bir şekilde deneyimlemek, her birey için eşit bir hak değildir. Özgürce dışarıda yürüyebilen ya da geceyi yalnız geçirebilen bireyler, toplumsal olarak daha ayrıcalıklı olanlardır.

Sosyal adaletin sağlanabilmesi için, geceyi herkesin güven içinde ve özgürce deneyimlemesi gerektiğine inanıyorum. Kadınlar, yaşlılar, engelliler ve göçmenler için gece, daha fazla güvenlik önlemi ve toplumsal destek gerektiriyor. Toplum, geceyi herkesin eşit bir şekilde deneyimlemesini sağlamak için daha fazla çaba harcamalıdır.

İçimdeki mühendis diyor ki: “Geceyi herkesin eşit bir şekilde yaşaması için, toplumun daha fazla güvenlik önlemi ve sosyal destek sağlaması gerekir. Gece, toplumsal yapının eşitsizliklerini gösteren bir aynadır.”

Sonuç: Geceyi Kimler Güvende Yaşar?

Gece, bir zaman diliminden çok daha fazlasıdır; toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle şekillenen bir deneyimdir. Herkesin geceyi güvenle, kaygı duymadan geçirmesi için toplumsal yapının değişmesi gerekiyor. Geceyi sadece bir saat dilimi olarak görmek, büyük bir yanılgıdır. Gece, aslında herkesin deneyimlediği ve farklı şekilde algıladığı bir süreçtir. Bu sürecin adil ve eşit olması, toplumsal sorumluluk ve duyarlılık gerektirir. Geceyi kimlerin güvende yaşadığı, bize toplumumuzun ne kadar adil olduğunu gösteren bir ölçüt olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci güncel giriş