Bir Köpeğin Öleceği Nasıl Anlaşılır?
Hayatın en zor yanlarından biri, sevdiklerinin, dostlarının, hatta bir hayvanın bile yaşamına son verişine tanıklık etmek. Kayseri’de yaşıyorum. Burada her şeyin biraz daha sakin, biraz daha yavaş akması, insanın kendi duygularını düşünmesine olanak tanıyor. Duygularımı saklamadan, hiç çekinmeden anlatabileceğim bir şehir burası. Bu yazıyı yazarken, 25 yaşında biri olarak, dostum olan, ruhumun bir parçası gibi gördüğüm köpeğimle vedalaşmamın acısını kalbimde hissediyorum. O yüzden yazarken de her kelimeyi yüreğimden süzülen bir hüzünle seçiyorum. Bunu sen de hissedecek misin? Bilmiyorum ama şunu biliyorum ki, bir köpeğin öleceği nasıl anlaşılır sorusunun cevabı, çoğu zaman gözlerinde biriken bulanıklıkta gizlidir.
Onun Gözlerinde Bir Şeyler Değişti
Köpeğimi ilk gördüğümdeki heyecanım hâlâ taze aklımda. Bembeyaz tüyleri, minik kulakları ve o kocaman bakışlarıyla bana bakarken içim ısınmıştı. Bir köpek asla seni sevmesini koşulsuz bırakmaz; o her zaman yanında olur. Ama zaman geçtikçe, insanlar gibi hayvanlar da değişir. Büyür, yaşlanır, yorgun düşerler. İşte, bir gün, gözlerinde bir şeylerin değiştiğini fark ettim.
Normalde sabahları sabah güneşinin ilk ışıklarıyla uyanan, gözlerini açar açmaz etrafını saran küçük bir kuytuda kendine yer bulan köpeğim, bir sabah beni beklemeden uyandı. O sabah gözlerindeki parlaklık yoktu. Hâlâ göz göze geldiğimizde bana hep bildiği şekilde bakıyordu ama bir şeyler eksikti. O eski ışıltıyı, o neşeyi bulamıyordum. O an, içimde bir sızı oluştu. Sanki bir şeyler oluyordu ama ne olduğunu bir türlü anlayamıyordum.
Eskisi Gibi Koşamıyordu
Daha önce bana öylesine koşarak yaklaşan, saatlerce birlikte oynadığımız köpeğim, artık o eski hızında koşamıyordu. Bunu ilk kez fark ettiğimde bir korku hissettim. Onun bir köpek olarak hayatını nasıl sürdüreceğini düşünmek, onun gözlerinde yaşadığı bir tükenmişliği görmek istemedim. Ama her gün gözlerindeki o garip, durgun bakış arttıkça, her geçen gün biraz daha yavaş yürüdüğünü, bazen ayağını topalladığını fark etmeye başladım.
Bir sabah, dışarıya çıkmak istemediğini söyledi bana. Bunu hiç unutamayacağım. “Günaydın, hadi biraz yürüyelim,” dedim ama o, bana bakıp başını çevirdi. Kafasında bir şeylerin değiştiğini hissedebiliyordum. O an, ona bir şey olacağını, belki de çok yakında kaybedeceğimi hissettim. Koşmadığı günlerde, “Bugün de biraz tembelmişsin,” diye takılırdım. Ama bu kez, tembellikten başka bir şey vardı. O an içimden, “Hayır, yapma, daha gitme,” demek geldi ama onun bir köpek olduğunu, doğanın onu yavaşça terk ettiğini bilerek içimden sustum.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Zaman geçtikçe, köpeğimin vücudu değişti. Artık eskisi gibi zıp zıp zıplamıyordu. Her hareketi daha ağır, daha sakin bir hale gelmişti. Bir sabah, odasında eski yuvasında sessizce otururken, gözlerinde bir hüzün vardı. Ona yaklaşıp kafasını okşadım, o bana bildiği şekilde yalayarak cevap verdi ama her şey değişmişti. O eski neşesi, o içten bakışları yerini, yavaş yavaş tükenmeye yüz tutan bir cana bırakmıştı.
İlk başlarda, tüm bu değişimlerin yaşlanmadan kaynaklandığını düşündüm. Ama içimde bir his vardı. Bir şeyler doğru değildi. O kadar çok zaman geçirdiğimiz için, köpeğimi o kadar çok tanıyordum ki, ondan gelen her davranışın ne anlama geldiğini bilirdim. Ona bakarken, “Acaba bir köpek ne zaman ölür?” sorusunu kafamda defalarca sormaya başladım. O kadar çaresizdim ki… Onun ölümünü kabullenmek bir yana, ne yapabileceğimi bilmiyordum. Bir köpeğin öleceği nasıl anlaşılır? Bunun cevabını, içimdeki çaresizlikle yüzleşerek bulmaya çalıştım.
Bir gün, biraz zor olsa da onu dışarı çıkardım. Gözleri hâlâ eski parlaklığını yansıtmıyordu ama o sabah belki biraz daha umutluydu. O gün, ilk kez biraz daha hareketlendi, az da olsa koştu. Ama akşam saatlerinde bacakları iyice tutmaz oldu. Adımını seslendiğimde geri dönmedi, yavaşça yere oturdu ve bana baktı. O bakış, “Beni yalnız bırakma” der gibi bir bakıştı. İçimden bir şey koptu o an. Sonrasında her şey hızla kötüye gitmeye başladı. Artık yürüyemediği, ayağa kalkamadığı zamanlar gelmeye başlamıştı.
Son Bir Kez Yanında Olmak
O gün, ağlarken gözlerimden bir dünya yaşanmışlık aktı. Bir hayvanın bir insana verebileceği en saf ve koşulsuz sevgiyi aldım ondan. Her zaman yanımdaydı, her zaman bir adım gerimdeydi. Ama şimdi, o beni terk etmek üzereydi. Her şeyin farkındaydım ama gözlerim onu son kez görmek için hep daha çok bakmak istiyordu.
Son bir kez onu kucakladım, parmaklarımın arasındaki tüyleri hissedip, her birini birer hatıra olarak hafızama kazımak istedim. Sözlerim boğazıma düğümlendi. Elimle başını okşarken, onu kaybetmek üzere olduğumu, her anın kıymetini daha çok anladım.
Günler geçtikçe, vücudu zayıfladı. Sonunda bir sabah, hiç uyanmadı. O gün, sabah güneşiyle birlikte, ben de bir parçayı kaybettim. Bir köpeğin öleceği nasıl anlaşılır? Bazen gözlerindeki, bazen vücudundaki değişimlerde, bazen de içindeki umudu kaybetmesinde gizlidir. Ama bu, sevdiklerinin ayrılığına ne kadar hazır olduğunuzu gösteren bir testtir. Sevdiklerini kaybetmek, hayatta hiç unutamadığın bir ders bırakır; hayatta her şeyin sonu vardır ama o son her zaman bir başlangıçtır. Onun yaşamı da bitti ama ben, her anıyı, her neşeli bakışını kalbimde sonsuza dek taşıyacağım.
Kendini iyi hissedebilmesi için çaba sarf ettiğim her an, aslında o bana gerçek sevgiyi gösterdi. Belki de bir köpeğin yaşamındaki en büyük anlam, bu kadar saf bir sevginin var olabilmesiydi. Ve sonrasında? Sonrasında bir boşluk. Ama biliyorum ki, o boşluk, tüm anıların güzelliğiyle dolacak.