İçeriğe geç

Mitolojinin anlamı ne demek ?

Mitolojinin Anlamı Ne Demek? Bir Kış Akşamında Kendimi Ararken Buldum

Kayseri’de kış başka oluyor. Bunu burada yaşayan herkes bilir. Soğuk sadece dışarıda olmuyor çünkü. Bazen insanın içine de yağıyor kar. Gece camdan dışarı baktığında sokak lambasının altında savrulan kar tanelerini izliyorsun ama aslında kendi kafanın içini seyrediyorsun. Ben bunu son iki yıldır çok sık yapıyorum.

Geçen kıştı. Saat gece bire geliyordu. Telefon sessizdeydi. Odamın ışığı açıktı ama içimde uzun süredir karanlık duran bir yer vardı. İnsan bazen hiçbir şey olmamış gibi görünürken bile kırık hissedebiliyor. O gece masamın üstünde duran eski defterlerimi karıştırıyordum. Küçüklüğümden beri günlük tutarım ben. Annem hep dalga geçerdi:

— “Bir gün bunları kitap yapacaksın herhalde.”

Yapamam sanıyordum. Çünkü bazı duygular sadece sana aitmiş gibi geliyor. Kimse anlamaz sanıyorsun.

O gece defterin arasından eski bir not düştü. Üzerinde sadece şunlar yazıyordu:

“Mitolojinin anlamı ne demek? İnsan neden tanrılar ve kahramanlar uydurur?”

Bu cümleyi üniversitedeyken yazmışım. Hatırlıyorum. Yurtta elektrikler kesilmişti. Telefon şarjı bitmek üzereydi. Ben de sıkıntıdan kitap okuyordum. Sonra bir anda o soruyu not almışım.

Ama yıllar sonra o soruya tekrar bakınca içim garip oldu. Çünkü artık cevabın sadece “efsaneler” olmadığını hissediyordum.

Bir İnsanın İçinde de Mitoloji Olurmuş

Mitolojinin anlamı ne demek diye düşünürken fark ettim ki mesele sadece eski tanrılar değilmiş. İnsan bazen kendi içinde de mitolojiler yaratıyormuş.

Mesela ben uzun süre bazı insanları gözümde büyüttüm.

Sanki hiç hata yapmazlarmış gibi.

Sanki hep güçlü kalabilirlermiş gibi.

Sonra bir gün hepsi normal insan çıktı.

İşte o an hayal kırıklığı çok ağır geliyor.

Çünkü çocukken bize hep kahraman hikâyeleri anlatılıyor. Güçlü insanlar, yenilmeyen karakterler, sonsuza kadar mutlu kalan aşklar… Sonra büyüyorsun. Bir bakıyorsun herkes yorgun. Herkes kırgın. Herkes biraz kaybolmuş.

Geçen yıl sevdiğim kızla ayrıldığımızda bunu çok hissettim.

Bir kafede oturuyorduk. Hava kapalıydı. İnsan bazı anların kötü biteceğini daha konuşma başlamadan hissediyor.

Bana dedi ki:

— “Sen çok güzel hissediyorsun ama çok fazla düşünüyorsun.”

O an hiçbir şey diyemedim.

Çünkü haklıydı.

Ben her şeyi fazla düşünüyorum. Bir mesajın noktasını bile düşünüyorum bazen. “Acaba niye kısa yazdı?” diye yürürken kafamın içinde senaryo kuruyorum.

O gün eve dönerken otobüs camından dışarı baktım. Kar yağıyordu. Kayseri’nin akşamı griydi. İçimde tuhaf bir boşluk vardı.

Sonra nedense aklıma mitoloji geldi.

Belki de insanlar tam böyle hissettikleri için hikâyeler uydurmuştu. Çünkü bazı acıları düz cümlelerle anlatmak yetmiyor.

Mitolojinin Anlamı Ne Demek? Belki de İnsanların Kendini Kaybetmemek İçin Yazdığı Hikâyeler

Bence mitoloji sadece tanrı hikâyeleri değil.

Mitoloji; korkmuş insanların karanlıkta birbirine anlattığı umut hikâyeleri biraz.

Düşünsene. Elektrik yok. İnternet yok. Gece gökyüzü simsiyah. İnsan doğayı anlamıyor. Ölümü anlamıyor. Aşkı anlamıyor.

Ama yine de yaşamaya çalışıyor.

İşte o yüzden hikâyeler doğuyor.

Birisi çıkıp diyor ki:

“Gökteki yıldırımı bir tanrı gönderiyor.”

Belki gerçekten inanıyorlar. Belki sadece korkularını sakinleştirmeye çalışıyorlar.

Ben bunu geçen ay çok düşündüm.

Çünkü dedemi kaybettik.

Cenazeden sonra herkes dağıldı. Ev sessizleşti. O sessizlik insanı çok yoruyor. Salondaki koltuk bile eksik görünüyordu. Çayı seven bir insan gidince çay bardağı bile yalnız hissettiriyor.

O gece odamda tek başıma oturdum. Günlüğümü açtım ama hiçbir şey yazamadım.

Sadece şunu düşündüm:

“İnsan neden unutulmaktan bu kadar korkuyor?”

Sonra mitolojileri düşündüm. Belki de insanlar unutulmamak için hikâyeler bıraktı dünyaya.

Çünkü bir insan öldüğünde sesi gidiyor ama hikâyesi kalabiliyor.

Babamın Sessizliği ve Benim Sorularım

Babam duygularını çok belli eden biri değildir. Anadolu erkekleri biraz öyle büyütülmüş zaten. Sevinci de üzüntüyü de içinde yaşar.

Dedem öldükten birkaç gün sonra mutfakta çay içiyorduk.

Bir anda bana dedi ki:

— “İnsan yaş aldıkça herkesin aslında korktuğunu anlıyor.”

Bu cümle beni çok sarstı.

Çünkü çocukken babanı yenilmez sanıyorsun.

Sonra bir gün onun da sustuğunu görüyorsun.

İşte o an büyüyorsun galiba.

O gece yine defterime uzun uzun yazdım. Mitolojinin anlamı ne demek sorusunu tekrar düşündüm.

Belki de insanlar güçlü görünmek için tanrılar yarattı.

Belki yalnız hissetmemek için kahramanlar anlattı.

Belki umut etmek için efsaneler oluşturdu.

Çünkü insan bazen sadece inanacak bir şey arıyor.

Erciyes’e Bakarken Hissettiğim Şey

Kayseri’de yaşamanın en tuhaf taraflarından biri Erciyes’in sürekli orada olması.

Ne yaşarsan yaşa dönüp baktığında o dağı görüyorsun.

Mutluysan da orada.

Kalbin kırıldıysa da.

Bir gün arkadaşlarla araba sürüp biraz yukarı çıkmıştık. Hava çok soğuktu. Hepimiz sustuk bir ara. Şehrin ışıkları uzaktan görünüyordu.

Ben içimden şunu düşündüm:

“İnsan neden bazı manzaralarda ağlamak istiyor?”

Garip ama gerçek.

Çünkü bazen dünya çok büyük geliyor. Sen ise küçücük hissediyorsun.

Belki eski insanlar da dağlara, göğe, yıldızlara bakıp aynı şeyi hissediyordu.

Sonra o hisleri tanrılara dönüştürdüler.

Mitolojinin anlamı ne demek sorusunun cevabı biraz da burada bence.

İnsan doğanın karşısında hissettiği o tarifsiz duyguyu anlatmaya çalışıyor.

Bir Kitapçıda Yaşadığım Küçük Olay

Geçen ay eski bir kitapçıya girdim. Hava yağmurluydu. İçeride eski sayfaların kokusu vardı. Rafların arasında dolaşırken mitoloji kitabı gördüm.

Kitabı elime alınca yaşlı bir adam bana dönüp dedi ki:

— “İnsan en çok kendini anlamadığı zaman mitoloji okur.”

Bir an sustum.

Tanımadığım birinin söylediği cümle bazen günlerce aklından çıkmıyor.

Kitabı satın aldım.

Eve gelip gece okumaya başladım.

Ama okurken sadece tanrıları düşünmedim. Kendimi düşündüm.

Neden bazı insanları unutamadığımı düşündüm.

Neden bazı anların hâlâ canımı acıttığını düşündüm.

Neden bazen durduk yere geçmişe özlem duyduğumu düşündüm.

Mitolojiler aslında insanın iç dünyasına çok benziyor. Karmaşık, duygusal, öfkeli, kırgın ama hâlâ umut dolu.

Herkesin İçinde Bir Kahraman ve Bir Kırgın Çocuk Var

Bunu son zamanlarda çok hissediyorum.

Dışarıdan normal görünüyorsun. İşe gidiyorsun. Eve dönüyorsun. Arkadaşlarınla gülüyorsun.

Ama içindeki çocuk bazen hâlâ bir şeylerin düzelmesini bekliyor.

Ben hâlâ bazı geceler çocukluğumu özlüyorum.

Annemin mutfaktan seslenmesini.

Babamın televizyon karşısında uyuyakalmasını.

Kış akşamı soba sıcaklığını.

İnsan büyüdükçe zamanı tutamadığını fark ediyor.

Belki mitolojilerin bu kadar etkileyici olmasının nedeni de bu. Zamana meydan okumaya çalışıyorlar. Hikâyeleri ölümsüz yapıyorlar.

Çünkü gerçek hayat çok hızlı geçiyor.

Bir bakıyorsun lise bitmiş.

Bir bakıyorsun sevdiğin insanlar uzaklaşmış.

Bir bakıyorsun çocukluğun sadece bir anıya dönüşmüş.

Sonuç: Mitolojinin Anlamı Belki de İnsan Kalbidir

Mitolojinin anlamı ne demek diye sorarsan artık sana sadece “eski çağ hikâyeleri” diyemem.

Bence mitoloji; insanın korkularını, umutlarını, kayıplarını ve hayallerini anlatma biçimi.

Bir nevi duyguların sembollere dönüşmüş hâli.

Çünkü insan bazen yaşadığı şeyi doğrudan söyleyemiyor.

Onun yerine hikâyeler anlatıyor.

Tanrılar yaratıyor.

Kahramanlar yazıyor.

Efsaneler bırakıyor.

Belki de bu yüzden mitolojiler hâlâ bizi etkiliyor. Çünkü içlerinde hâlâ insan var.

Kırılan insan.

Seven insan.

Kaybeden insan.

Bekleyen insan.

Ve ben galiba artık şunu biliyorum:

İnsan ne kadar büyürse büyüsün, içinde hep karanlıkta bir anlam arayan küçük biri kalıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci güncel giriş